RUTİN CİLT BAKIMI NASIL OLMALI?

Cilt bakımının temeli evde başlıyor. Yani siz eğer düzenli temizlemez ve nemlendirmezseniz, ne yaparsanız yapın yeterli olmuyor. Yapılan bir araştırmada kadınların ortalama 15 ürün kullandıkları ortaya çıkmış, olması gereken ise en fazla 4 olarak belirlenmiş. Bu 4 ürünü nasıl seçeriz, önceliğimiz ne olur, nasıl karar veririz peki?
Öncelikle cildinizi iyi tanımanız çok önemli. Cilt tipinizi ve yaşınız ile cilt yaşınızın uyumu bilmek en önemli adım. Bir uzmana danışarak cildimizle ile ilgili bilgi alabiliriz. İlk çıkış noktamız bu olmalı. Diğer türlü her çıkan ürünü deneyerek ya da burnunuzun üzerindeki siyah noktaları sayarak cildinizin yağlı olup olmadığını, lekelerin kullandığınız kremler ile hafifleyip hafiflemeyeceğini ya da göz çevrenizde oluşan kırışıklıkların nasıl azalacağını yorumlamak oldukça güçtür.
20’li yaşlar cildinizin en diri, sıkı ve sağlıklı olduğu, en az işleme ve ürüne ihtiyacı olan zamanlarınız. Eğer hala kontrol edemediğiniz sivilce probleminiz var ise mutlaka bir dermatolog ile yol almalısınız. Cilt bakımı ürün sayısı 4 değil, 2 doğru temizleme ve nemlendirme ürünü yeterli olacaktır. Bu yaşlarda daha çok jel ya da köpük formda bir yıkama ürünü kullanılabilir. Hormonların güçlü çalıştığı ve yağ bezlerini uyardığını da düşünürsek, nemlendiriciniz olabildiğinde hafif, yani su bazlı olabilir.
30’lu yaşlar cildin bir anda değiştiği, hatta “eyvah” dedirttiği bir dönemdir. Cilt incelmeye ve dış etkenlere karşı daha fazla hassaslaşmaya başlar. 20’li yaşlarda oluşan yağlanma gözle görülür şekilde azalır hatta cilt nemini kaybetmeye başlar. Bu aslında cildin yaşlanmasının en belirgin özelliğidir. Nemsiz kalan cilt, sıkılığını kaybetmeye mahkumdur. Bu eğer gün içinde yüzünüzün kuruduğunu hissediyorsanız daha yoğun bir nemlendiriciye geçmenin vakti gelmiş demektir. Artık temizleme ve nemlendirme dışında ihtiyaca göre birkaç ürün eklenebilir günlük bakımınıza. Özellikle antioksidan serumlar benim favorilerimdendir. Aslında insanlar da bitkiler gibi kendi antioksidanını üretebiliyorlar ama günümüz yaşantısında vücudumuzun ortaya çıkardığı toksinler, ürettiğimiz antioksidanlardan çok daha fazladır. İşte bu yüzden daha sağlıklı kalabilmek için dışarıdan takviye yapmaya mecburuz. Profesyonel bir cilt analizi sonrası lekelerinizin derinliği ve tipi değerlendirildikten sonra kremler ile de sonuç alınabilir. Bunun sonucunda agresif leke tedavilerine de gerek olabilir. Lekeler cilt kalitesini düşüren en büyük faktörlerden biridir. Bu yüzden belirdiği andan itibaren mutlaka önlem almalısınız. Bunun sonucunda 40’lı yaşları çok daha iyi karşılayabilirsiniz.
40’lı yaşlarda genel olarak nemin, elastikiyetin, kas hacminin ve tonunun, yumuşak doku tabakasının ve kemik yoğunluğunun/miktarının azaldığını görebiliriz. Tüm bu kayıplara ek olarak yer çekimi ile sarkan bir deri yavaş yavaş hayatımızın bir parçası olmaya başlar. Hemen panik olmayın, bu hepimizin yaşadığı, yaşayacağı bir şey, kaçış yok! 40’lı yaşlarda çok daha önemli bir hale gelmekte. Hyaluronik asit ve gliserol içeren, eskiden kullandıklarınıza göre daha yoğun kremler tercih etmelisiniz. Antioksidan serumları ve güneş koruyucuları düzenli kullanmaya devam etmelisiniz.
50’li yaşlar ve sonrası tam olarak yaptığımız yatırımların karşılığını aldığımız en güzel yaşlarımızdır. Nemlendirme, nemlendirme ve yine nemlendirme! Hiçbir ürün nemlendirmenin cildi dolgunlaştırdığı kadar dolgunlaştıramaz. Medikal uygulamalar bir doz daha artarak devam edebilir, özellikle düşen göz kapaklarınızdan, elastikiyetini tamamen kaybeden alt yüz ve gıdı bölgesinden şikayetçi iseniz cerrahi yöntemlere baş vurulabilirsiniz.
Herkesin güzel, sağlıklı ve mutlu bir şekilde yaş almasını temenni ediyorum.