OYUNCU VE YOGA EĞİTMENİ MELEK TANKER

Ben Melek Tanker. 1991 doğumluyum. Oyuncuyum ve aynı zamanda yoga eğitmeniyim. 2014 yılında Haliç Üniversitesi Konservatuar Tiyatro bölümünden mezun oldum. Yoga ile bundan 11 sene önce tanıştım . İlk önce sahne çalışmalarında bedeni keşfetmek olarak başladığım yoga çalışmalarını daha sonra profesyonel alana taşıdım.  2017 yalında da Sensingbody Academy Yoga Eğitmenlik sertifikasını aldım. Oyunculukla yoganın kesiştiklerini fark etmem bana çok şey katmıştı . Oyunculuk da “an” da kalmaktır ; oynarken karakterin ödenecek faturasını ya da geçmişini düşünmezsin. Sadece durumun içindesindir.  Meditasyonun ne olduğunu o zamanlar algılamaya başlamıştım. Marlon Brando’nun kendisinin yazdığı ”Annemin Öğrettiği Şarkılar” kitabının sonunda meditasyonla tanıştıktan sonra artık oyunculuğu bırakabileceğini çünkü oyunculuktan aldığı hazzı meditasyondan almaya başladığını söyler.  Ben de buradan yola çıkarak oyunculara yönelik “Yoga Drama“ atölye çalışmalarımı oluşturup ders vermeye başladım. Aynı zamanda herkese yönelik yoga grup derslerim de devam ediyor .

 

Yoga Nedir ?

Sanskritçe’de bulunan “Yuji” kelimesinden gelmekten olan yoga , birlik ve bütünlük anlamları taşımaktadır . Bu bedenin ruhla bütünlüğü olarak düşünülebilir. Çünkü yoganın baştan sona amacı hissederek egzersiz yapmak , beden farkındalığını arttırmaktır .

Günümüz dünyasında zihnimiz sürekli bir şeylerle meşgul . Sürekli dış dünyanın vermiş olduğu etkiyle beraber bedeni besleyen ruhun asıl isteklerini görmezden geliyoruz . Ruhun , bedenin isteklerini görmezden gelince de , sinyaller devreye giriyor . Halbuki bu sinyaller ; panik atak , depresyon gibi bir çok psikolojik ve bedensel rahatsızlığın habercisi. Yoga;  asana pratikleri ile o an’ı yaşamana , kendini tanımana , nefesini fark etmene yardımcı olur . O yüzden yogayla tanışıp düzenli pratik yapan insanlarda bir farklılık görürsünüz .

 

2011’de Boston Üniversitesi’nde yapılan araştırmalar gösteriyor ki ; 12 Haftalık dönemde yoga 21 uygulayıcının ruh halini iyileştirmiş , kaygı bozukluğunu azaltmıştır . Bunun nedeni ise yoga yaptığınızda beyninizde yükselen gama-aminoburitik asit seviyesidir. Başka bir araştırmalarda bu maddenin düşük seviyeleri ile depresyon arasında bir ilişki tespit edilmiştir.

Uyku ile ilgili sorunlarınız varsa yoga ile buna bir çare bulabilirsiniz . 2004 yılında York Üniversitesi’nde yapılmış araştırmaya göre yoganın, uykusuzluktan kaynaklı olan uyku bölünmelerini azalttığı görülmüştür. Araştırmaya katılan kişiler görüş olarak, uykudan daha çok verim aldıklarını, daha rahat uykuya dalabildiklerini ve uykularının nadiren bölündüğünü belirtmişlerdir.

 

Düzenli yoga pratiği ile gerilmiş olan kaslar yumuşar ve esnemeye başlar . Böylece gevşemiş kaslarla birlikte zihin de rahatlar . Beden ve zihin paralel hareket eder .  İki yol vardır ; ya bedeni rahatlatıp zihni rahatlatırsın ya da zihni rahatlatıp bedeni rahatlatırsın . Her zaman dıştan içe yöntem daha kolaydır . Yani önce bedenin gevşemesini sağlayacaksın ki zihin hemen adapte olsun bu duruma .

Artık günümüzde fıtık, skolyoz , boyun düzleşmesi, bel ve boyun ağrısı gibi sorunlarla doktora gidenler, tedavilerinin yanı sıra  bazı doktorlar tarafından yoga yapmaya yönlendiriliyorlar. Bu beni çok mutlu ediyor. Çünkü ; artık fiziksel olarak da yoganın faydaları kanıtlanmaya başladı . Mesela ben bundan 4 sene önce şans eseri skolyozum olduğunu öğrendim . Sadece omurgamı merak ettiğim için röntgen çektirmiştim . Röntgen sonucuna baktığımızda doktorla birlikte ikimiz de şaşırmıştık .  Tamamen S şeklinde . Ve hiçbir şekilde dışarıdan belli değil yani bir omuz aşağıda değil. Muayenede de belli olmadı. Çok şanslı bir hasta olduğumu söyledi doktor . Tek yaptığımın yoga olduğunu söyledim. Belki küçük yaşlarda yogaya başlamasaydım omurganın iki tarafı dışardan eşit gözükmeyecekti . Doktor hayatım boyunca devam etmem gerektiğini söyledi . Çünkü omurga ne kadar esnek olursa skolyoz için o kadar iyi olacağını ve skolyozun artmayacağını söyledi . 2 sene önce tekrar gittiğimde doktor  röntgende 5 derece azaldığını söyledi. Yoga işe yarıyor diyerek tebrik etti beni . Bir kez daha anladım yoganın  beden üzerinde ne kadar önemli olduğunu.

“Hindistan’da insanların yaşına, omurga sağlığına bakarak karar verirler” diye bir bilgi paylaşmıştı yoga hocam. Omurgamızın hareket kabiliyetini koruması gerçekten duruşumuzdan yaşam kalitemize, ağrısız bir bedenden enerjik hissetmeye pek çok şeyi etkiliyor.

Virginia Üniversitesi’nde 2005 yılında tamamlanan bir araştırmaya göre yoganın, kalp sağlığını güçlendirmek için güvenli ve uygun maliyetli bir sistem olduğu sonucu ortaya çıktı. Yoga sayesinde kandaki antioksidan seviyeleri yükseliyor. Düzenli yoga yapan kişilerin hastaneye uğrama ve ilaç alma oranları azalıyor.

 

Yoga yapmak sindirim ateşi olarak düşünülen agni’yi yükseltiyor. Uzmanlar, sindirim geliştirilirse, kan şekerinizi de geliştirebileceğinizi ve dengeleyebileceğinizi belirtiyor. Ve bu, diyabetin önlenmesi ve kontrolü için oldukça önemli. Journal of Clinical and Diagnostic Research’te yayınlanan bir araştırmada, 6 ay boyunca yoga yapan Tip 2 diyabetli 30 erkeğin, kanlarındaki glukoz seviyelerinde belirgin bir şekilde düşüş olduğu gözlenmiş.

 

Her zaman yoga, meditasyon yapan insanlardan çok sakin ve pozitif olması beklenir. Halbuki yoga yapan insan duygularını saklama gereği duymaz . Çünkü kendi beden ve zihin farkındalığı sayesinde o anda ne hissettiğinin farkındadır. Dış çevrenin bize dayattığı sahte maskenin çöpe atılmasına yardımcı olur . Çünkü o dikdörtgen matın üzerinde kendini görmeye , hayatı anlamaya başlarsın . O dikdörtgen alana koca bir hayat sığar . Mat üzerinde duruşun , asana pozlarını yapma halin, nefes ritmin , pozlar arası geçişlerde kendine gösterdiğin şefkat , pozu yapma hırsın , başkalarıyla yarış halin , kabul etme durumu vs hepsi kişinin karakter ve yaşanmışlığı, travması hakkında bilgi verir.  Kişi bunları o dikdörtgen alan içinde ilk önce bedeninde deneyimler daha sonra da dış dünyada deneyimlemeye başlar . İşte burda dönüşüm başlar . O dönüşüm yavaş yavaş tüm hayatına etki eder.

 

Meditasyon nedir ?

Meditasyon da yoganın bir parçasıdır . Günümüzde meditasyon zihni susturmak olarak bilinir . Düşüncelerimizi durdurmaya , onların önüne set çekmeye çalışmak zihnin doğasıyla savaşmak olurdu. Meditasyonda zihnimize gelen düşünceleri fark etmek en önemli durum . Zihninden geçen düşüncelerin farkında olduktan sonra onları o zaman değiştirebilirsin.  Gün içinde zihnimizden milyonlarca düşünce akıyor . Hem de bir çoğunun farkında bile değiliz . Bu gün düşüncelerin çok mu yoğun, kimi zaman zihnin su gibi sakin mi , çok mu gerginsin , bu gün heyecanlı mısın , çok mu öfkelisin?  Bu hallerinin hem keyfini hem de geçiciliğini hissetmeye izin verebilirsin . Yani asıl olan andan ana değişen tüm hâllerimize olan duyarlılığı ve farkındalığı arttırmak.

Meditasyon sadece oturarak yapılmaz . Hayatın her alanında meditatif olunabilir . Yürüyüş yaparken , bisiklete binerken , spor yaparken , boya yaparken, yemek yerken vs … Zihnini aşırı yoğun düşünme aktivitesinden uzaklaştırdığını fark ettiğin her yol, aslında meditasyonda olmak anlamına gelebilir.

Yoga ile meditasyon iç içedir. Yogada dikkatin nefesinde ve bedenindedir . Nefesindeki , bedenindeki değişimleri fark edersin . Derse başladığın an’la ders sonundaki sen aynı değişimdir .

 

YOGA NEFESLE BEDENİ BİRBİRİNE BAĞLAR

Uzmanlara göre, doğru nefes tekniğinin temelini anlamak için bir bebeği uyurken izlemek yeterlidir. Bebekler uyku sırasında nefes aldıklarında göğüs kafesleri yerine karınları yükselip alçalır. İşte bu eylem, doğru nefes tekniği olarak adlandırılır. Diyaframdan alınan nefes, akciğerlerin en uç noktasına kadar ulaşarak sağlıklı yaşam enerjisi sağlar. İnsanların yaşı ilerledikçe nefes alış verişleri kısalır ve hızlı hale gelir. Diyafram yerine göğüsten alınan nefesin nedeni, yıllar ilerledikçe oluşan korku, endişe ve yaşam mücadelesi gibi sorunlarla ilintilidir.

.Nefes çalısmamızlarda odaklanmamızı destekleyen Aum (om) sesi ise, evrenin iç sesi ve ritmidir.

Nefesi derin bir şekilde ve yavaş yavaş almak, enerjinin hücrelerimizin her birine tek tek ulaşmasını sağlar.

Nefes, yaşam enerjisidir. Derste her zaman nefesi hatırlatırım. Çünkü ; bazen kişi bir pozun içindeyken nefesini tutuyor . Ama dış ses nefes al , nefes ver diye hatırlattığında  kişi  kendini rahat bırakıyor. Hayatın içinde de buna benzer durumlar yaşıyoruz ; yeteri kadar nefes alamamak , ya da ihtiyacından fazla nefes almak farklı psikolojik sendromlara neden olabiliyor .

 

Yogiler, ölümün yıl hesabı ile değil, nefes hesabı ile yapıldığına inanır. Bu nedenle yogilerin amacı nefes sayısını azaltarak ölümü olabildiğince uzaklaştırmaktır. Onlara göre, kişi, nefesini kontrol ettiğinde yaşamını da kontrol altına alabilir. Beden ile zihin arasında bir köprü görevi gören solunumun vücudumuza pek çok yararı vardır. Yoga öğretisinde tam nefes tekniği olarak adlandırılan yöntemi uygulamak için diyafram, kaburga ve göğüs nefesini birleştirmek gerekir.