NAZ ÇAĞLA IRMAK & SERCAN BADUR RÖPORTAJI

E: Oyunculuk serüveniniz nasıl başladı?

Naz Çağla: Ben ne zaman bu arzumun başladığını hatırlayamıyorum bile… Sanki hafızamın geçmişinden bile daha öncelere dayanıyormuş gibi. Oyuncu anne çocuğu olmaktan sebep olsa gerek. Gerçekten harekete ne zaman geçildi derseniz; önce okul oyunları, 8 yaşındayken bizim evin halleri dizisiyle televizyon maceram başlamış oldu.

Sercan: Ben kendimi bildim bileli hep oyuncu olmak istemişimdir. Okul yıllarında sahneye çıkmaktan, tiyatro yapmaktan aşırı keyif alıyordum. Fakat ailem üniversitede tiyatro okumama çok sıcak bakmıyordu, ta ki kardeşimle üniversite sınavında aynı puanı alıp, aynı bölümü kazanana kadar. Bu başarı ile birlikte bizimkileri tiyatro bölümü sınavlarına girmem için ikna ettim. Böylece konservatuar yıllarımla beraber oyunculuk serüvenim başladı.

 

E: Genç ve başarılı oyuncular olarak Erkan Can, Güven Kıraç gibi usta oyuncularla aynı seti paylaşmak nasıl bir duygu?

Naz Çağla: Tövbeler Olsun TRT1 ekranında yayınlanan çok keyifli bir proje. Bu kadronun içinde yer almak paha biçilemez, burası konservatuvar gibi. Size bir sır vereyim mi? Projeye başlarken en çok sevindiğim şeylerden biri Erkan abi, Güven abi gibi ustaların bu vesileyle beni de izleyecek ve tanıyacak olması. Bu beni çok heyecanlandırmıştı 🙂

Sercan: Projemiz TRT1 ekranlarında yayınlanan sıcak bir aile komedisi, bu sıcaklık sete de yansıyor. Böyle usta oyuncularla oynamak biz gençler için bir fırsat, hatta büyük bir şans. Onlarla sohbet edebilmek bile kıymetliyken, sahne içinde paslaşıp, oyunculuk-meslek adına bizlere kattıkları paha biçilemez. En güzeli de; bizlere “meslektaş” değeri vermeleri ve bunun yanında ikisinin de birer “abi” olmaları benim için bu süreçteki en özel, en kıymetli şey oldu. İpek Tuzcuoğlu ve Çiçek Dilligil’i de bu cevaba katarak, onlar da iyi ki varlar diyorum.

E: Rollerinize nasıl hazırlanıyorsunuz? Setteyken birbirinizi motive ediyor musunuz?

Naz Çağla: Ekrana yansıyan şeyin samimiyet olduğu yadsınamaz bir gerçek olduğundan, biz daha sete çıkılmadan evvel arkadaşlık kurmaya, sahnelerimize ve karakterlerimize vakit ayırmaya başlamıştık. Sercan’ın yanında sette motivasyonunuzun düşmesi imkansız; enerjisiyle, iltifatlarıyla sizi illa ki ayağa kaldırır.

Sercan: Çağla’yla aramızdaki uyumun bu kadar tatlı olacağı daha birbirimizi ilk gördüğümüz andan belliydi. Projeye karşı heyecanımız ve birbirimize olan güvenimiz haliyle bizi birbirimize çok bağladı. Zaten kim olsa böylesi çalışkan ve özenli bir partnere dört kolla sarılır. Çağla benim için, bu projedeki şanslarımdan biri oldu diyebilirim.

E: Şu anda oynadığınız dizideki karakterlerle benzer yönleriniz var mı ?

Naz Çağla: Benzerlik demeyelim ama Aylin’in mantıkçılığına, rasyonelliğine bayılıyorum. Bana bazen bir nefes alıp sonra tekrar düşünmem gerektiğini Aylin hatırlatıyor.

Sercan: Her oyuncu oynadığı rollerde biraz kendinden bir şeyler bulmaya çalışır. Buğra’da da kendime en benzettiğim özellik; onun aşkına karşı olan sadakati ve asla vazgeçmemesi oldu.

E: Partner olarak uyumunuz nasıl? Arada bir aranızda anlaşmazlıklar oluyor mu ?

Naz Çağla: Bizce şahane, sizce? Kendimi işe geliyor gibi değil de, çok sevdiğim bir insanla buluşup sohbet etmeye geliyor gibi hissediyorum. Sercan gibi işine dört kolla sarılan, yaptığı işi hep kıymet vererek yapan bir partnerim olduğu için gerçekten çok şanslı hissediyorum. Artık benim için sadece sette tanıdığım ve sevdiğim bir oyuncu arkadaşım değil, ömrümce hayatımda olsun istediğim bir insan oldu.

Sercan: Uyumumuz artık sahneden taştı ve kendi ilişkimize yansıdı. O benim için artık sadece sahne içinde paslaştığım bir oyuncu arkadaşım değil, dışarda da varlığını dolduramayacağım biri oldu. Belki çok klişe gelecek size fakat çok keyifli, herkesin iyi anlaştığı, birbirini anladığı çok güzel bir set ortamımız var, bu yüzden anlaşmazlık gibi bir durum söz konusu bile değil.

E: Set dışında bir gününüzü nasıl geçiriyorsunuz?

Naz Çağla: Doğrusunu söylemek gerekirse bu pandemi günlerinde hayatta çok acayip bir şey olmuyor tabi; bol bol spor yaptığım, resim çizdiğim, kendime ve anneme vakit ayırdığım günler geçiriyorum.

Sercan: Hayatımızın büyük bir bölümü sette çalışarak geçiyor. Kalan zamanlarımı da spor yaparak, film izleyerek ve fırsat buldukça kitap okuyarak değerlendirmeye çalışıyorum.

E: Sizce bir ilişkideki en önemli etken nedir?

Naz Çağla: Uyum. Bir çarkın parçalarının birbirine oturması gibi… Parçalar kenetlenir ve makine sorunsuzca çalışır.

Sercan: Bu sorunun tek bir cevabı olamaz. Çünkü her ilişki kendi içinde birçok etken taşır, birçok dinamik barındırır. Bence en önemli şey; o iki kişinin tüm bu etkenlerle beraber birbirini tamamlanmış hissetmesidir.

E: Sizce aşk her zaman fedakarlık mıdır?

Naz Çağla: Evet, sadece aşk değil tüm insan ilişkileri yapılan fedakarlıklarla, yaptığınız seçimlerle, vazgeçilen ve kazanılan şeylerle güçlenir bence.

Sercan: Fedakarlığı esirgemezlik ve özveri olarak hayatımızın her alanında göstermemiz gerekir. Sadece bu fedakarlığı kime gösterdiğimiz önemli, aksi taktirde suistimal edilmesi çok kolay bir duygu ne yazık ki.

E: Malum sevgililer günü yaklaşıyor ve bizde bu yüzden moodumuzu #lovemood olarak belirledik. Sizce aşk?

Naz Çağla: Bence aşk, “sabredebilme yeteneğidir” diyor Westend oyunundaki karakterim Lilly. Bence de öyle, ne olduğunu bilmeden eksik hissetmediğin, bilince ise eksik olsa ne yapardım bilemediğin bir şey sanırım.

Sercan: Bu soruyu Kürk Mantolu Madonna oyunumuzdaki repliğimle cevaplamak istiyorum. Ne güzel demiş Sabahattin Ali. “İçinde hakikaten sevmek kabiliyeti olan bir insan hiçbir zaman bu sevgiyi bir kişiye inhisar ettiremez ve kimseden de böyle yapmasını bekleyemez. Ne kadar çok insanı seversek, asıl sevdiğimiz bir tek kişiyi de o kadar çok ve kuvvetli severiz. Aşk dağıldıkça azalan bir şey değildir.”

Naz Çağla Irmak’ı takip etmek isterseniz Instagram hesabı: @nazcaglairmak

Sercan Badur’u takip etmek isterseniz Instagram hesabı: @sercanbadur

 

Fotoğraf: Emre Kapçak

Styling: Soner Boyraz & Irmak Özdener

Makeup: Burak Mert Aydın

Hair: Mert Pekgüzel

Video: Damla Es & Ceren Yıldız

Röportaj: Akın Özışık

Fotoğraf Asist:  Ada Diren Kurt

Styling Asist: Murat Can Hoşgören

Illustrasyon: Elif Pamukçu

Mekan: Studio Black Pine