NAİL KIRMIZIGÜL RÖPORTAJI

E: Oyunculuk serüvenin nasıl başladı? Seni etkileyen bir rol modelin oldu mu?

Nail Kırmızıgül: Oyunculuk serüvenim lise yıllarında izleyip oldukça etkisinde kaldığım Halk Evleri Tiyatro Topluluğu’nun bir oyunuyla başladı. Çok büyülendiğimi hatırlıyorum. Olmak istediğim tek yer sahneydi ve hiç vakit kaybetmeden Halk Eğitim Merkezi’nin tiyatro kurslarına kaydımı yaptırarak ilk adımı atmış oldum. Devamında önce amatör, daha sonra profesyonel topluluklarda oyunculuk yaptım. Birçok farklı teknik ve disiplinler üzerine dersler, eğitimler aldım. 1995 yılında Ankara Üniversitesi DTCF Tiyatro Kuramı bölümünü kazandım ve 2. yılın sonunda okulu bırakıp İstanbul’a gelerek profesyonel olarak oyunculuğa devam ettim.

E: Rolüne nasıl hazırlanıyorsun?

Nail Kırmızıgül: Bir role hazırlanmak tek kişilik bir mesai değil bana göre. Projenin yaratıcı kadrosuyla ve diğer oyuncularla etkileşim içinde ilerleyen bir hazırlık süreci her zaman daha iyi sonuçlar verir. Tablonun içinde hangi rengi temsil edeceğimi ve diğer renklerle nasıl uyumlu olacağımı bulmaya, hissetmeye çalışırım. Bilgi, tecrübe ve becerilerimi, hayata dair gözlemlerimi, aldığım eğitimleri; oynayacağım rol kişisini sahici ve doğal hale getirmek için belirli bir disiplinle kullanmaya gayret ederim. Oynayacağım karakterin spesifik bir özelliği, becerisi var ve bu bende yoksa onun derslerini alıp, gözlemlerini yapıp hazır hale gelmeye çalışırım.

E: On yıl önceki sen ve şimdiki seni değerlendirecek olsan, hayatında neler değişti, oyuncu olmak sana neler kattı?

Nail Kırmızıgül: Gösteri dünyasının ticari ve popüler alanındaki dinamikler sizi belirli bir kadrajın içinde tutmaya ve sunmaya çalışıyor. Buna kendinizi kaptırdığınızda gerçek bir kişi değil, rol kişisine dönüşme ihtimaliniz var. Hayatımdaki en önemli değişim bunu fark etmemdir. O nedenle uzun süreler beklemeyi göze alıp farklı türlerde de kendimi kanıtlama fırsatım oldu. Hala tek tip oyunculuk yerine farklı renkleri de gösterme arayışlarım sürüyor. Bu tecrübeler ışığında kendime çizdiğim bu kulvarda ilerlemeye çalışıyorum. Bugünlerde ise; ertelediğim projeleri, hobileri gerçekleştirmeye çalışan, hayatı tanıma varoluşu anlama çabasında olan, sakin, huzurlu, öğrenmek isteyen ve öğrendiği her şeyi paylaşan biri olmaya gayret ediyorum.

E: Malum her işin bir zor yanı vardır. Peki mesleğine dair hiç pes edip bırakmak istediğin bir dönem oldu mu?

Nail Kırmızıgül: Sadece kendi sektörümde değil, hayatın her alanında, kariyer hırsı yakıcı, yıkıcı bir bencilliğe dönüşmüş, bu uğurda cebinde kırk maskeyle gezmekten ve başkalarının hayatını karartmaktan çekinmeyen kişileri artık daha kolay fark etmeye ve tanımaya başladım. Bunların sayısı bazen o kadar artıyor ki sadece mesleğinize olan inancınız değil, dünyanın daha yaşanılabilir bir yer olacağına dair inancınız da köreliyor. İşte pes edip bırakma hissi buralarda başlıyor. O anda da imdadınıza okuduğunuz bir kitap, dinlediğiniz bir şarkı, çizdiğiniz bir resim, sohbet ettiğiniz bir mahalle bakkalından farkında olmadan aldığınız öğretiler yetişiyor; “Sakin ol, insan kalmaya çabala.”

 

E: Bugüne kadar izlediğin ve etkisinde kaldığın bir film var mı?

Nail Kırmızıgül: Leos Carax’ın 1991 yapımı Les Amants Du Pont-Neuf filmi. Türkçeye ”Köprü Üstü Aşıkları” olarak çevrildi.  Juliette Binoche ve Denis Lavant var ana karakterlerde. Bu filmi sevmemin en temel nedeni; aşk ve körlük üstüne olağanüstü estetik, gerçekçi ve felsefi betimlemelerinin olmasıdır. Bu film sinemanın ne kadar güçlü bir anlatım aracı olduğunu bir kez daha gösterir bize. Hem seyirlik bir şöleni hem de entelektüel derinliği aynı anda sunabilen ender filmlerden biridir.

E: Hayattaki en büyük arzun nedir?

Nail Kırmızıgül: Kim olduğumuz, nereden geldiğimiz, her şeyin nasıl başladığı ve evrenin gerçekte neye benzediğini öğrenmek.

 

E: İleriye yönelik en büyük hedefin nedir?

Nail Kırmızıgül: Önüme koyduğum büyük bir hedefim yok. Daha çok kısa vadeli hedefler koyup birer birer çözerek ilerliyorum ama mümkün olsa uğruna mücadele edebileceğim bir ütopyam var;

Gerçek bir aydınlanma bağlamında tüm insanlığın ortak paydası olabilecek bir cümle bulmak ve önyargılarından, korkularından, nefretlerinden, din, dil, ırk cinsiyet farklılıklarından ve zihinlerine örtülmüş kalın perdelerinden kurtulabilmiş insanlığın kalbine o cümleyi ulaştırabilmek.

E: Bugüne kadar aldığın en anlamlı hediye neydi?

Nail Kırmızıgül: Mini belgeseller çekip yayınladığım “Günlük” adında çok yeni bir Youtube kanalım var. Oradaki “Veli” adlı belgeselin çocuk kahramanlarının benim için çizdikleri resim en son aldığım çok anlamlı bir hediye oldu benim için.

 

E: Sence kadınlar olmasaydı hayat nasıl olurdu?

Nail Kırmızıgül: Eğer en başından beri “kadınlar olmasaydı” diyorsanız; zaten biz de olmazdık, hayat olmazdı. Şu andan itibaren “kadınlar olmasaydı” diyorsanız; Kabus olurdu.

 

Nail Kırmızıgül’ü takip etmek isterseniz Instagram hesabı: @nailkirmizigul

Photo: Muhammet Kayku

Styling: Irmak Özdener

Makeup & Hair: Mesut Özuzun

Styling Asist: Muratcan Hoşgören