MURAT DANACI RÖPORTAJI

E: Murat Danacı kimdir? Kısaca bir de senden dinlemek isteriz?

Murat Danacı: Sanırım bir insanın kendini anlatması hem de bunu bir iki cümleye sığdırması çok zor. Hemen başlıyorsun düşünmeye ”Nereden başlamalıyım, neyi anlatmalıyım, nasıl bir giriş yapmalıyım?” diye. Bir yerden başlamak lazım sanırım. 1976 doğumluyum. Ailenin ikinci çocuğuyum. İlk ve ortaokulu, o zamanlar küçük bir kasaba olan Gölmarmara’da geçirdim. Ablamın üniversiteyi kazanması ve babamın da öğretmen olması dolayısıyla Mudanya’ya taşındık ve bu yer değişimi benim hayatımda birçok değişikliğe neden oldu. Sanırım bu iki şehrin benim hayatımdaki rolü fazladır. Şu anda kendimi mutlu ve iyi hissediyorsam buralardan kalanlar sayesinde olsa gerek. Şimdiki kazanımlarımın alt yapısını oluşturdu. Daha sonra, tam altı yıl süren uzun bir lise hayatı (bunda tiyatronun rolü büyük tabi), 1996 yılında konservatuar, 2000 yılında Şehir Tiyatroları, tiyatroda geçen yirmi bir yıl ve televizyon dizileri derken bugüne kadar geldik. Oğlum ile birlikte yaşıyorum ve onunla olmak müthiş bir şey. Tabi bir de ona sormak lazım 🙂

E: Oyuncu olmaya nasıl karar verdin? İlgin ilk ne zaman başladı?

Murat Danacı: Oyunculuğa merak salmam ablamın üniversitede kurdukları tiyatro sayesinde oldu. O zamanlar lisenin ilk yıllarıydı. Ablamın okuldaki provalarına gitmeye başladım. İlk önce ne yaptıklarına dair pek bir şey anlamıyordum. Sahneye çıkan bir takım insanlar ve sahne üstünde yapılan bir takım acayip çalışmalar. “Hadi bakalım şimdi bir çiçeksiniz, şimdi kardan adamsınız, şimdi şusunuz busunuz… ”derken çok eğlenmiştim ve bu eğlenceye devam etmek için provalarına devamlı katılmaya başladım. Gerçekten çok eğlenceliydi, büyük büyük kadınların ve adamların sahnedeki yaptıklarını izlemek. Sonra provalara başladılar ve iş birden ciddileşti. Saatler süren provalara katılarak yeni bir şey yaratmanın ne kadar güzel ve keyif verdiğini gördüm. Derken oyunun ilk günü, seyircilerin beğenisi ve son. Biz de arkadaşlarımla Mudanya’da bir tiyatro kurduk ve böylece oyunculuk serüvenim başlamış oldu.

E: Mutlaka oynamak istediğin ya da asla oynamam dediğin bir rol var mı?

Murat Danacı: Tiyatroda ya da ekranda fark etmez, bir karakteri yaratmanın zorlu ve sancılı halini seviyorum oyuncu olarak. Mücadele etmeyi, yorulmayı, hayal etmeyi seviyorum. Ruhsal ve fiziksel yanlarını bulmayı ve keşfetmeyi seviyorum. ”Hamuru yoğurup şekil vermek” çok kullanılan bir sözdür ama doğrudur, doğru kıvama getirmeyi seviyorum. Ne kadar zor olursa olsun bundan keyif alıyorum. Bu işimi iyi yaptığımı kendime hatırlatıyor ve sonunda iyi hissediyorum. İyi oynayıp oynamadığımı değil, bunun kararını izleyenler verir muhakkak ama doğru yaptığımı düşünüyorum. Bazen başarısız olma ihtimaliniz var tabi. İştahın kabarık olması lazım sanırım oyuncunun. Bu nedenle şu ya da bu rolü oynarım ya da oynamak istemem diyemem ama sanırım artık daha sert karakterleri oynama zamanım geldi.

E: On yıl önceki sen ve şimdiki seni değerlendirecek olsan?

Murat Danacı: O kadar çok şey var ki. Hem yaşamsal, hem fiziksel hem de mesleki değişiklikler ve değişimler var. Kaybettiklerim, kazandıklarım ve özlediklerim… Hatalarım var ama tüm bunlar yaşanması gerekiyordu ve yaşandı. Tüm bu yaşananlar hem ders hem de büyük bir tecrübe katıyor insana. On yıl öncesinin, şimdinin ve yarının arasında fark var. Zaman geçtikçe daha sakin oluyorum sanırım ya da olmaya çalışıyorum. Sabretmeyi öğrendim diyemem ama öğrenmeye çalışıyorum. ”Sabret ki hissettiğin gibi olsun. Sabret ki her şey gönlünce olsun” Mevlana’nın da dediği gibi. Dinlemeye, anlamaya ve anlatmaya çalışıyorum. Kendime zaman ayırıyorum. Bunun ne kadar önemli olduğunu bana zaman öğretti. En önemlisi de bu sanırım. Kıymetli olan şeyleri sanırım öğrenmeye başladım. On yıl önce, on yıl sonra ya da bir on yıl daha… Hepsi güzeldi.

E: Hayat felsefen nedir?

Murat Danacı: İnsanı ayakta tutan birçok değer var. Unutulan ya da göz ardı edilen, bazen yaşanılan şeyler acı da olsa hatırlamamıza sebep oluyor. Bunlardan bence en değerlisi “paylaşmak”. Bu yıl da bunun ne kadar önemli olduğunu tecrübe ettik. Biz paylaşmasını seven bir milletiz, bunu her zaman tecrübe ettik. Öğrenmek, bilmek, öğrendiklerini başkaları ile paylaşmak, anlatmak… Hayal kurmak, kendin ve başkaları için… Sevdiklerinle geçireceğin her saniyenin önemi… Oğlumun nefesini hissettiğim her an… Sevdiğine sarıldığın her an…

E: Seni en çok ne mutlu eder?

Murat Danacı: En çok… Artık o kadar çok ki 🙂 “Bu kadar da olmaz ama” diyecekler sanırım. Bu yıl hepimiz için zor bir yıl oldu. Depremler, salgın, felaketler, ekonomik ve sosyal sıkıntılar derken hepimize yansımaları farklı oldu. Bu dönemde kendi kendimize kaldık belki de ilk defa bu kadar uzun. Aslında çok da iyi oldu. Hastalıktan kurtulan birinin haberi yapılınca gerçekten mutlu oluyoruz. Deprem oldu günlerce televizyonlarda izledik bir kişi daha kurtulsun diye. Dua ettik. Kurtarılanları görünce mutlu olduk. Sevdiklerimin yanımda olması, yıllardır görmediklerimi aramak ve aranmak, hatırlamak ve hatırlanmak, oğlum sevdiğim… Artık her güzel şey ve olay beni çok mutlu ediyor.

E: Sence yakışıklı mı yoksa çekici bir erkek misin?

Murat Danacı: Sanırım çekici olmayı tercih ederim.

E: Bu ayki moodumuz #happynewyearmood. Senin 2021 yılından beklentilerin nelerdir?

Murat Danacı: Artık 2020 bitsin mümkünse. Yaşandı ve bitti diyelim ve bir daha hiç açmayalım. Ne çok acı gördük, çok yordu bu yıl hepimizi. Ama inancımı ve umutlarımı hiç yitirmedim. 2021 iyi bir yıl olacağına inancım ve umudum var. Sağlık istiyorum, umut istiyorum, güzellik istiyorum, mutluluk istiyorum, birlikte yaşayabilmek istiyorum bu küçücük dünyada, insanca yaşam istiyorum, eşitlik istiyorum, barış ve daha güzel olan ne varsa istiyorum…

 

Fotoğraf: Muhammet Kayku

Styling: Irmak Özdener

Makeup & Hair: Mesut Özuzun