GÖKÇE EYÜBOĞLU RÖPORTAJI

Sevgili Gökçe merhaba,

Bugün seninle birlikte sana bakmak nasıl olacak, bunu deneyimleyelim isterim izninle.
Yapacağımız bu çalışmada Gökçe’nin farklı alanlarına ışık tutalım; daha derin ve belki de “aa daha önce hiç bunu        düşünmemiştim” diyebileceğin alanlar olabilir.
O halde bu güzel deneyime zaman kaybetmeden adım atalım.
Senin için hazırladığım ve merak ettiğim birkaç paylaşımım olacak; sen de içinden geldiği gibi onlara eşlik et                lütfen.

E: Biyografini incelediğimde dikkatimi çeken; 6 yaşından beri gelen bir oyunculuk aşkı göze çarpıyor. Anne ve babanın da onayını almak adına gösterdiğin uyumlanma, kamu yönetimi okuman sonrasında kurumsal bir hayat ve hatta master tezini de yarıda bıraktığını öğrendim…
Gerçekten çok dolu ve kıymetli alanlar hepsi. Peki içerde dönüp duran o “oyunculuk aşkı”, nasıl bir sevda ki; hep beslendi hep sıcak kalabildi?

Bu yolculukta senin de önceki söylemlerini referans alarak “canının yandığı, motivasyonunun hasara uğradığı, “yok olmayacak galiba” dedirten anlarının olduğunu öğrendim.

Gökçe : Hepsi iyi ki de oldu, iyi ki hepsini yaşadım. Her birinden farklı şeyler öğrenerek çıktım. Hepsi dolu dolu alanlar. Çok yönlü olmayı, farklı şeyler öğrenmeyi ve denemeyi seviyorum.
Kendimi bildim bileli oyuncu olmak istedim. Çok da bunun nedenin sorgulamıyorum. En mutlu ve en güvende hissettiğim, kendimi en özgür hissettiğim yer sahne benim.
Ailemi yormak istemedim. Kamu yönetimini kolay okuyup bitiririm diye seçtim. İşte altın bilezik kolda:))
Mezun olur olmaz çalışmaya başladım çünkü oyunculuk eğitimi için para biriktirmem gerekiyordu. Sadece arada mastera niye başladığımı gerçekten bilmiyorum. O arada bir yönümü kaybettim sanırım. Ama günün sonunda sanırım başka bir yola doğru girdiğim fark ettim ve durdum. Tezimi o nedenle yarım bıraktım. Hayattan ne beklediğimi, nasıl yaşamak istediğimi bu yola çıkarken ki niyetimi sorguladım. Ve oyunculuk eğitimlerine başladım.

E: Bu yolculukta senin de önceki söylemlerini referans alarak “canının yandığı, motivasyonunun hasara uğradığı, “yok olmayacak galiba” dedirten anlarının olduğunu öğrendim.

Peki Gökçe’nin içindeki bu tutkuyu destekleyen, pes etmesine izin vermeyen şey ne idi?
Hangi duygular bu gücü sende görünür kılıyordu?
Bu süreçlerde iç sesin, seninle temasını nasıl sağlıyordu?

Gökçe : Zaman zaman yaşadıklarımıza, olaylara, başımıza gelenlere belki de parçalara demek daha doğru olacak; hayatımızın küçük küçük parçalarına takılıp bütünü kaçırıyoruz. Nereden geldiğimizi, nereye geldiğimizi, yönümüzü unutuyor, kaçırıyoruz.
Bir durup hikayemizin tamamına bakmayı becerebilirsek aslında mesajı görebiliyoruz.
Başıma gelenler ilk defa ve sadece benim başıma gelmiyor. Hayat bu… Batışıyla çıkışıyla.. Ben özel ya da tek değilim. Hepimiz ayrı ayrı biriciğiz. Sakin ol ve dur.. Durmak önemli. Neden başladığını hatırla..


E: Bir de farklı bir yeteneğin var aslında değil mi, yazmak gibi! Küçük Prens Müzikali’ nde de oyunculuğunun yanı sıra metin ve şarkı sözü yazarlığı yaptığını öğrendim. Bu gerçekten muazzam…
İfade ediş şeklinin güçlü, kaleminin de sağlam olduğu sonucuna varabiliriz buradan.

Gökçe : Yazmaya hala devam ediyorum , minik minik karalamalar da diyebilirim. Aklıma bir an geliyor not alıyorum ya da gün içinde karşılaştığım bir durumu günlük gibi not alıyorum. Bu basit bir vapur kaçırma durumu bile olabilir. Yazarken bambaşka bir yere gidiyor o durum. Bilmiyorum bir gün paylaşabilecek cesareti gösterir miyim  Dürüstçe; yazmak çok iddialı olduğum bir konu da değil aslında. Bir şekilde hikaye anlatmayı seviyorum ve elime geçen imkanları o an kullanıyorum. Sanırım farklı hikayeler, farklı karakterler benim hayatı anlama yolum. Hani bir dersi birine anlatınca daha iyi öğrenirler ya onun gibi bir şey:) Farklı bir hikaye zannederken, aynılıklarımızı bulduğum; kendimi keşfettiğim hatta iyileştirdiğim bir sürece dönüşüyor.
En son 2017 yılında arkadaşım Kerem Pilavcı’yla beraber yazdığımız  senaryo TRT TV filmleri kapsamında çekilmişti. Sanırım bu konuda bir ortağa ihtiyaç duyuyorum şu an:)


E: Peki yazmak ya da bir ezgiye sözlerinle eşlik etmek istesen; bu nasıl bir alan olsun, neye benzesin isterdin? Hatta biraz da lezzet katalım J Bu bir tat olsa; nasıl bir tat olsun isterdin?

Gökçe : Offf nasıl cevap vereceğimi bilemedim. O an nasıl hissediyorsam öyle çıkardı sanırım. Mutsuzsam daha karanlık, mutluysam gökkuşağı gibi.. Ne olursa olsun mutlu sona bağlardım ama!
Umut önemli; umut gerekli..
Sihirli & büyülü bir dünya kurmak isterdim herhalde. İçimdeki çocuk öyle seviyor çünkü. Tat olarak direk söyleyemem ama tatlı bir kokusu olurdu tarçın gibi desem kabul eder misiniz? :)))
Jean Pierre Jeunet’nin Amelie’si en sevdiğim filmdir mesela. Bence buradan belli ediyorum kendimi.

E: Sevgili Gökçe ışıltılı bir kadınsın ve bu, ruhunun yansımasında da belli ediyor kendini. Sana şöyle bir soru yöneltsem; tarafın neresi olur merak ediyorum.
“hadi yapalımcı” bir ruh musun; yoksa “aman sonra yaparımcı” bir ruh mu? Hadi yapalımcı isen; seni eyleme geçiren kaynakların neler? Sonra yaparımcı isen; seni erteleten ve tutan duygu ya da düşüncelerin neler?

Gökçe : C şıkkı:)) canım ne zaman isterse o zaman; canımın istediğini yaparım.
Ve ben ne zaman başlayabilirsem benim için doğru zaman o’dur.


E: Uzun yıllardır sektörün içinde olan başarılı bir oyuncu olarak; bu alanda eksik gördüğün ya da şöyle yapılsa daha iyi olurdu diyeceğin boşluklar var mı; varsa neler?
Yine zaman zaman seni de sıkıntıya sokan “bu hiç olmamalı” dediğin alanlardan bahsedebilir misin? İş hayatında kaygı yaşadığın ya da öfkelendiğin bu durumlarda, süreci nasıl yönetiyorsun; senden öğrenmek isteriz?

Gökçe : Açıkçası yorucu süreçleri ne kadar yönetebiliyorum emin değilim. Basitçe söyleyebileceğim;  sadece iş hayatı değil, tüm hayatımda karşılaştığım sıkıntı verici durumlarda gelen duygu neyse onu dolu dolu bir yaşıyorum önce:))
Öfke mi, hayal kırıklığı mı, stres mi? Sonra bunun nedenini anlamaya çalışıyorum. İhtiyaç duyduğum bir şeyden mahrum mu bırakıldım, kendimi yetersiz mi hissettim? İmkanlarım, donanımım yetmedi mi karşılaştığım duruma?
Sebebini bulmaya çalışıp gidermeye çalıyorum. Sorunun ne olduğunu netleştirmeye çalışıp; şikayet etmeye harcayacağım zaman ve eforu çözüme harcamayı tercih ediyorum.
İçinden çıkamadığım durumlarda da yardım istiyorum. Bu işle ilgili daha profesyonel biri de olabilir, bakış açısına güvendiğim bir arkadaşım da olabilir.
Bazen sadece başımdan geçeni anlatıp rahatlamak ve sakinleşmek bile olabiliyor sorunun çözümü..


E: Seni hep zarif, güzel ve formda gördük… Bunun için ekstra bir çaban oluyor mu; yoksa sen de Allah vergisi şanslılarından mısın J Kendi rutininde yaptığın ve sana iyi geldiğini düşündüğün bir ritüelin ya da bakım tüyon varsa seve seve öğrenmek isteriz?

Gökçe : Sevdiklerinle vakit geçirmek, kitap okumak, müzik dinlemek, dans etmek.
Öncelikle teşekkür ediyorum iltifatlarınız için. Tabi ki gen faktörü önemli. Ama onun dışında daha çok dengede olmaya çalışıyorum. Yeme-içmeyi fazla mı kaçırdım, çok mu hareketsiz kaldım; devamında daha sağlıklı besleniyor spora imkanlarım ölçüsünde daha çok vakit ayırıyorum. Sahilde müzik dinleyerek yürüyüş yapmaya bayılıyorum. Hem fiziken hem psikolojik olarak çok iyi geliyor bana.
Beni mutlu eden şeyleri yapmak için zaman ayırmaya özen gösteriyorum.

E: Senin kendinde göremediğin; ama başkalarının sende gördüğü olumlu ve olumsuz özelliklerin var mı? Sonuçta insan kendini net göremiyor…

Gökçe : Vazgeçmemem ve azimli olmam takdir görür çoğu zaman. Mutlu oluyorum duyunca. Ben sadece “istediğim şey için çalışıyorum işte. Normali bu” gibi düşünürken arkadaşlarının insana azmini hatırlatması güzel oluyor:)
Çok fazla düşünüyor olmam da eleştirilir hep. Ben de bu sefer “çok mu fazla düşünüyorum , çok mu takıyorum kafaya acaba” diye çokça düşünmeye, kafama takmaya başlarım.


E: Yine kendinde memnun olduğun bir hal ya da karakteristik bir zenginliğe sahip olduğunu düşündüğün bir alan veya seni herkesten farklı kılan bir donen…Vardır mutlaka… Bu varoluşun biricikliğini bakalım nasıl aktarırsın; çok merak ediyoruz?

Gökçe : Bugün bende gördüğünüz ne varsa geçmişte yaşadıklarımdan ötürü..
Benim sizde gördüğüm ne varsa geçmişte yaşadıklarınızdan ötürü.
Bu nedenle her birimiz ayrı ayrı biriciğiz.

E: Yaşamında “asla” dediğin şeyler oluyor mu, oluyorsa neler bunlar? Sınırlarını iyi koruduğunu düşünüyor musun; yoksa zaman zaman sınır ihlali yapıyor ya da yaptırıyor musun kendine? Asla dediklerimiz bazen de hayatımızdaki kırmızı çizgiler oluyor. Senin kırmızı çizgilerin neler?

Gökçe : Hayat çok da büyük ve kesin cümlelerle yaşanabilirmiş gibi gelmiyor bana. Tabi ki inandığım değerler ve kendimce bir dünya görüşüm var. Bu değerleri korumak için de elimden geldiğince, gücümün yettiğince mücadele edeceğim.
Kırmızı çizgim tamlamasını pek kullanmamakla beraber şunları söyleyebilirim; ırkçı ve ayrımcı insanlara, birlikte yaşama kültüründen bir haber olan insanlara, hayvan sevmeyenlere; kendisi gibi yaşamayana anlayış göstermeyene, kendinden farklı olana saygısı olmayana anlayış gösteremeyeceğimi biliyorum. Şiddetin her türlüsünü her daim karşında olacağımı biliyorum.


E: Kendine güvende bir alan yarat, desem; bu alanın içinde kimler ve neler olur? Nasıl bir yer, kokusu, dokusu belki de bir ezgisi var oranın… Bizimle paylaşmak ister misin?

Gökçe : Benim güvenli alanım evim. Kalem orası benim. Ailem ve arkadaşlarım kıymetlilerim. Tütsü kokusu bol.. Çokça mum.. Fonda yormayan,  usul usul çalan müzik.


E: Kendini güvensiz hissettiğinde ne yaparsın; bu yumuşak karın halimiz genelde hangi durumlarda ortaya çıkıyor fark ettin mi hiç?

Gökçe : Yardım istiyorum. Güvensiz hissettiğim duruma, koşula, yere göre bilgisine fikrine güvendiğim birinden, ailemden birinden, bir arkadaştan, hocalarımdan birinden ya da bir profesyonelden.


E: Renklerle aran nasıl diye sormak isterim.  Moda algın nasıl bir eğilim gösteriyor. Şöyle sana baktığımda bir manken, güzel bir askı ve yerinde dişi bir beden görmekteyim. Kısaca ne giysen yakışır bence.
Ama senin fikrini merak ediyorum. Kendine yakıştırdığın veya yakıştırmadığın, içinde konforlu ya da rahatsız hissettiğin bir giyim stili var mı? Aksesuar kullanımı da olabilir elbette. Vazgeçemediğin ve hep üzerinde taşıdığın aksesuarların, renklerin, kumaş deseni ya da dokusundaki seçiciliklerin oluyor mu, bahsedebilir misin lütfen.

Gökçe : Bu konuda biraz kolaycıyım. Elbise çok giyerim bir yere giderken.  Kolay olduğu için. Kombin yapma derdim yok. Tek parça giy-çık. Günlük hayatımda ise  Kot – tshirt- sweatshirt insanıyım. Spor ayakkabı ve postala ayrı bir düşkünlüğüm var:))
Özel gecelerde ise genelde hazırlanmak için bir ekiple çalışıyorum. Onlar sayesinde daha farklı ve özenli oluyorum. Ama yine de içinde rahat hissetmiyorsam sırf yakıştı diye ya da sırf moda diye her hangi bir kıyafeti giymiyorum. Eskiden renklerle pek aram yoktu. Siyah beyaz griydi dolabım. Yine kolaycılıktan tabi:)) Son birkaç senedir daha renkli giyinmeye başladım. Bu tarz moda çekimlerinin de açıkçası bana katkısı oluyor. Normalde aklıma gelmeyen bir kombin ya da rengi deneme şansım oluyor. Kendimi de rahat hissettiysem o tarz bir kıyafeti özel hayatımda da giyiyor ya da en azından deniyorum:)

E: Ve bir yıl daha bitiyor…
Geçmişe şöyle bir başını çevirip baksan; ona ne derdin?

Gökçe : Sakin ol Gökçe 🙂

E: Hadi ana gelelim; şimdi ve burada olarak ne hissediyor, neler düşünüyor ve kendine ne söylüyorsun?

Gökçe : Sakin ol Gökçe J Elinden gelenin en iyisini yapmak için çaba sarf ediyorsun zaten. Güven ve bırak.

E: Ve gelecek… Gelecekteki versiyonun olan Gökçe, nerede? Nasıl bakıyor sana oradan? Ne diyor şu anki versiyonun olan sana?

Gökçe : Gelecekteki versiyonumla ilgili gerçekten hiç bir fikrim yok 🙂 Yaşam bence değişe dönüşe; öğrenerek, öğrenmeye devam ederek yürüdüğümüz bir yol.
Ben de yolumun oyunculuk (ya da bilmiyorum hikaye anlatmak mı demeliyim) olduğunu biliyorum (şimdilik)
Dilerim bu yolu zarafetle, iyi niyetle ve cesaretle yürümeye devam edebilirim ve edebilmişimdir.

E: Madem o kadar geçmiş, şimdi ve geleceğimize konuştuk… Seni takip eden izleyicilerine buradan da bir yeni yıl dileği ya da mesajı göndermek istersin belki….

Gökçe : Çok daha ışıl ışıl bir cümle kurmak isterdim aslında ama Günümüz çağında azıcık bile sorgulayan bir akıl ya da azıcık bile vicdan sahibi birisinin mutlak anlamda mutlu olması zor görünüyor.
Ama bir yanda da kolay aslında. Yaşanılanlara duyarsız kalmak değil tabi ki bahsettiğim ama dilerim küçük sevinçlerin farkına varabileceğimiz ve tadını çıkarabileceğimiz  bir yeni yıl olsun. Zaten böyle anlar değil mi bizleri motive eden. Yürekleri karartmak yok. Bundan sonrası aydınlık olsun hepimiz için..

E: Yeni projelerin neler şu an gündeminde neler var ?

Gökçe : Biraz dinleniyorum şu an. Evlilik Hakkında Her Şey bittikten sonra dinlenmeye ve tatil yapmaya çok az zamanım olmuştu. Yazın Netflix’e Kül isimli bir film ve BluTv’ye BehzatÇ çektim ve onların bitmesine yakın Mahkum’un seti başladı:)
Senaryo okuyorum şu an ama henüz bir projeyle anlaşmadım.
Ancak tiyatro olacak yeni sezonda. Oyuncu seçimleri tamamlandı gibi. Okuma provalarımız başlayacak. Tiyatro Yan eki ile sahnede olacağım tekrar. Çok mutluyum tabi pandemiden beri tiyatro yapmıyordum. Çok heyecanlıyım diyebilirim.

E: Çekiç ve Gül: Bir Behzat Ç Hikayesi projesine nasıl dahil oldun? Seni izleyeceğimiz için çok heyecanlıyız. Projeyi kabul etmende en büyük etken ne oldu?

Gökçe : BehzatÇ benim oyunculuk eğitimi aldığım sırada arkadaşlarımla hikayesini, oyunculukları ders gibi konuştuğumuz , hayranı olduğum bir projeydi.
Bu kadar yıl sonra bu işe dahil olmam farkında olmadan kurduğum bir hayalin gerçekleşmesi gibi. Çok mutlu ve heyecanlıyım.
Bana teklif geldiğinde önce tedirgin oldum. Oturmuş bir işe oturmuş karakterlerin arasına sonradan dahil olmak ne yalan söyleyeyim biraz endişe verici bence. Oluşan bir aura var ve sen tamamen farklı bir enerji ile dahil oluyorsun. Ama sonra görüşmeler devam ettikçe sakinleştim ve tadını çıkarmaya başladım.
Hayranı olduğum bir işe kabul edildiğim ve üstatla karşılıklı oynayabildiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum.
Dilerim seyircilerimiz de mutlu olur yeni hikayemizden.

 

Röportaj : Gökçe Er @gokce_er79

 

Gökçe Eyüboğlu @gokceeyuboglu

Genel Yayın Yönetmeni : Akın Özışık @akin.ozisik
Fotoğraf : Kaan Bülbüloğlu @kaanbulbuloglu.studio
Styling : Özge Merve @ozgemerve1, Ezgi Çoban @eezgicoban
Makyaj : Büşra Altun @busraaltunofficial, Selhan Cankaya @selhan.c
Saç : Halit Nas @halitnasoffical, Sabit Akkaya @sabitakkaya
Video : Ensar Özyurt @ensarozyurt.art
Retouch : Ümmet Erol @ummeterl
Süpervizör : Fatih Güre @iamfatihgure
PR : Başak Güneşberk @basakgunesberk
Menajerlik : Selin Kök Management@selinkokmanagement