FACETIME COVER TÜLİN ECE!

E: Başarılı, genç ve güzel bir kadın izliyoruz ekranlarda. Güzelliğinin yanında güzel sanatlar oyunculuk bölümü mezunusun. Bildiklerimiz dışında Tülin Ece’yi senden dinleyelim mi?

Tülin Ece: Öncelikle çok teşekkür ederim güzel düşünceleriniz için. Ailenin tek çocuğuyum. Çocukluğumun büyük bir kısmını anneannemle geçirdim diyebilirim. Anneannem hastanede nöbete kaldığı zamanlar ben de onunla işe gitmek isterdim. Hastalara sarılır, “iyileşeceksin, üzülme tamam mı?” gibi şeyler söylerdim çocuk saflığımla. Anneannem disiplinli bir kadındı, ben de başarılı bir öğrenciydim sayesinde. Eğitim hayatım biraz uzun sürdü. Yarım bırakılan bir Alman dili ve edebiyatı maceram var. Ardından tv haberciliği ve programcılığı bölümü ve oyunculuk bölümü bitirdim. İki bölümü de çok severek okudum. İlk kez tiyatro sahnesine çıktığımda 14 yaşındaydım. Bir şey üretiyorsunuz; haftalarca, aylarca emek veriyorsunuz ve hiç tanımadığınız insanlar sizi alkışlıyor, kulise gelip sarılıyorlar, aranızda bir duygu alışverişi oluyor. Çocukluğumdan beri ‘tanımadığın’ insanlarla da kurulabilen bu samimi ilişki şekli bana iyi geliyor diye düşünüyorum. Buydu sanırım beni cezbeden de. Tutkuyla yaptığım bir işim var. Bunun dışında sakin bir hayat yaşamaya çalışıyorum. Çevremde güzel insanlar olmasına gayret ediyorum. Yaşamımı daha iyi kılan her şeye kıymet vermeye çalışıyorum.

E: Sefirin Kızı dizisinde en önemli karakterlerden birisin. Menekşe rolü için aylarca süren castlar sonucu karaktere hayat veren kişinin sen olduğunu öğrenmiştik. Bu süreç nasıldı, diziye nasıl dahil oldun?

Tülin Ece: Bir sabah menajerim senaryoyu yolladı, projeden bahsetti; uzun zamandır Menekşe castını aradıklarını söyledi. Ege kültürüne özgü, oranın insanını anlatacak bir iş olduğu için heyecanlandım. Farklı kültürlerden gelen insanları anlatmanın bir oyuncu için çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Audition sahnelerine hem şiveli hem şivesiz şekilde çalıştım. Emre hoca da tüm alternatifleriyle sahnelerimi izledi. Kendi kafasındaki Menekşe’ye yaklaşmaya çalıştık. Birkaç sahne daha istedi. Auditionlarla geçen o 2-3 günümün, “Olacak mı? Olmayacak mı?” heyecanımın strese dönüşümünü tahmin edersiniz. Sonra bir telefon geldi menajerimden: “Yeni işin hayırlı olsun Tülinciğim!” 🙂

E: Yer aldığın projelerde nelere dikkat ediyorsun? Senin için önemli detaylar neler oluyor?
Tülin Ece: Ben gerçekliğine inanmadığım bir karakteri oynayamam; ilk etapta karaktere inanıp inanmadığımı sorguluyorum. Karakterin yaşamdaki varoluşunu, nerelere temas ettiğini düşünüyorum. Sete çıkmadan önce elimizde genellikle bir iki bölüm oluyor. Başlangıçta hikayenun gidişatını kestiremiyoruz çoğu zaman; bu anlarda da hisler devreye giriyor: “Ben böyle bir hikaye anlatmak ister miyim? Neye hizmet ediyorum bu hikayede?” doğru sorular bunlar sanırım.

E: Hayatta olmazsa olmazların var mıdır?
Tülin Ece: Hayatta olmazsa da oluyor bence. Birçok şey oluyor. Ama olursa daha da güzel olacak şeyler var. Mesela güzel kalpli, yanınızda olduğunu her daim bildiğiniz insanlar varsa etrafınızda her şey çok güzel oluyor; arkadaşlıkta, aşkta ve işte… İyi yazılmış kitaplar, seyrine doyulmayan filmler, güzel bestelenmiş şarkılar… Daha bir çok şey. Onlar da iyi ki varlar.

E: Gelelim özel hayata, karşı cinste seni neler etkiler?
Tülin Ece:Bir ortamda haliyle tavrıyla “Ben buradayım ben!” diye “bağıran” insanlar hissedersiniz ya, bunu çok görürüz; işte ben o gösterişli halleri pek sevmiyorum. Yaşamın içinde; kendi halinde, ince zevkleri gelişmiş, kendisine ve hayata dair sorumluluk bilinci olan, doğaya ve tüm insanlığa karşı duyarlı, içinde bulunduğu andan keyif alan, mücadeleden kaçmayan, empati kurabilen, eğlenmeyi seven, bir de yüzünde tatlı bir tebessüm olan insanlar ilgimi çekiyor.

E: Güzellik sırların neler, moda ile aran nasıldır ?
Tülin Ece: Sır diyebileceğim hiç bir şeyim yok esasında. Çocukken okuldan gelince yüzümü sabunla yıkardım. Büyüyünce o rutinin yerini; yüz yıkama jeli, tonik, ve nemlendiriciler aldı. Cildimin temiz olmasına özen gösteriyorum. Bol bol meyve tüketirim bir de. Modayı takip etmiyorum. Gelip geçici şeylerden çok, beni iyi hissettiren şeyleri giymeye çalışıyorum. Renkli kumaşlardan yapılmış rahat formlu elbiseleri çok severim.

E: #evdekal dönemi senin için nasıl geçiyor? Neler yapıyorsun?
Tülin Ece: Benim için çok güzel geçiyor. Günümün büyük kısmını evde geçirmekten hoşlandığım için bu süreç bana hiç zor gelmedi. Sabah kahve ve kitapla başlayan, sonrasında spor ve resim yapmakla devam eden bir ritüelim var. Uyumadan önce de mutlaka bir film izliyorum.

E: Motivasyonunu yükseltme yöntemlerin neler?
Tülin Ece: Bu son zamanlarda hep duyduğumuz çok güzel bir soru. “Motivasyonu yükseltmeye çalışmak” ben bunun için çaba harcayan biri olmadım hiç bunun da yaşama bakışımla ilgisi olduğunu düşünüyorum. Yaşam, içinde binlerce duygu-durum barındırır, bunlardan kaçmaya çalışmadan, o an nasıl hissediyorsak onu yaşamanın gerekliliğine inanıyorum. Dur, bekle, özümse. O günde motivasyonun düşük olsun. Hayatta varmamız gereken bir durak varmış mühim olan yolculuk değilmiş gibi düşündüğümüzde, bunun hepimiz için sırtımızda ağır bir yük ve kıymetsiz kalmış küçük anlar yaratacağını düşünüyorum.

E: Bu ay ki moodumuz #hopemood, bu konuda neler söylemek istersin?
Tülin Ece: Nefes aldığımız sürece umut hep var. Gerçekleşmesi için de umut ettiğimiz şeyler vardır ya; bunlarla ilgili bir şeyler “eyleme”ye başladığınızda da o mutlaka evrende yankı buluyor. Bunu çok defa deneyimledim. Sadece bekleme, yap!