ELA YÖRÜKLÜ RÖPORTAJI

 /MOODBOARDMAGS/

E: Aşk senin için ne ifade ediyor? Herkes için aynı mı yoksa hepimiz farklı mı yaşıyoruz? 

Ela Yörüklü: Aşk, benim için sadece bir insanı değil; bir hayvanı, doğayı, bir inancı coşku ve tutkuyla sevme halini ifade ediyor. Bir varlığa duyduğumuz yoğun sevgi ve bağlılık duygusu. Aşk çok büyülü bir şey. Hayatımızın her yerinde bu hissin olması gerektiğini düşünüyorum. Aşk bence kişiye özel yaşanan bir duygu. Herkes farklı deneyimler. Ama bir o kadar da hepimize ait, benzer güdülerden doğan, insana, hayata renk ve ışık katan ortak bir duygu. 

E: Partnerinde aradığın en net özellik? 

Ela Yörüklü: Elbette birlikte olmak istediğim insanda aradığım birden fazla özellik var. Zeki, esprili, centilmen erkeklerden hoşlanırım. Saygı, güven, anlayış, olmazsa olmaz. Ama sanırım aradığım en net özellik güzel kalpli olması. Klişe olmak istemiyorum ama insanı insan yapan, yüzüne güzellik katan ve onu sevdiren şey kalbinin temizliği benim için. Yoksa hepimiz aynıyız; etten kemikten oluşmuş bedenleriz. Bizi birbirimizden ayıran esas şey kalplerimizin özelliği. Ben bir insanın kalbinde güzellik gördüğümde sıcacık bir duygu kaplıyor içimi. Sıradan bir anda söylenen içten bir cümle, merhametli bir tavır, incelikli bir hareket beni çok etkiliyor. O en doğal anlarda, karşımdakinin ruhunu görür gibi oluyorum. Kişi, o an ışık saçıyor benim için. Böyle insanların enerji ve auraları da çok temiz oluyor. Bu enerjiyi aldığım yerde güven buluyorum. 

E: Hiç birine şiir ya da aşk mektubu yazdın mı? 

Ela Yörüklü: İkisini de yaptım. Edebiyatla çok ilgiliyim, şiir okumaya bayılırım. Küçükken çok yazardım, şiir defterim vardı. Özel günlerde yazdıklarımı okulda, gösterilerde okurdum. Şiirlerim yarışmalara gönderilirdi. Büyüdükçe kendim yazmayı bırakıp sevdiğim şairlerin sevdiğim şiirlerini toplamaya başladım. Telefonumun notlarında da onlarca şiir vardır. Hayatımdaki özel insana sık sık şiiri ithaf ederim; bazen yazar, bazen de okurum. Şiirlerin duygu aktarımı bana çok geçiyor. Ben de aynı hisleri sevdiğim insanla paylaşmak için şiirleri kullanıyorum. Çok hatırlamasam da küçükken aşk mektubu yazıp verdiğim illa olmuştur. Şimdi onun yerine duygularımı yazıyorum. Genel olarak hissettiklerimi tanımlamak ve doğru ifade etmek için yapıyorum bunu. Bir çeşit duygu defteri diyebiliriz. Böylelikle bazı şeyler daha somut, daha anlaşılabilir bir hal alıyor benim için. Belli bir süre sonra dönüp okuduğumda da o hisleri hatırlamak; değişen, gelişen ya da körelen hislerimi fark etmek güzel bir deneyim. 

E: İlk kez öpüştüğünde neler hissettin? Midende kelebekler uçuştu mu? 

Ela Yörüklü: Çok sevimli bir tabir bu. Evet, saf ve yoğun bir duygu bütünlüğü içindeyken böyle bir his geliyor. Temiz ve içten duygular yaşıyorsan, karşındaki değerli hissettiğin biriyse, iki kişiyi de romantik duygularla saran bir eylem. İlk öpücüğüm bende tertemiz bir duygu sarmalı yaratmıştı. Işık saçan, aydınlatan, ait hissettiren bir duygu. 

E: Aşk uğruna hayatında nelerden vazgeçerdin? 

Ela Yörüklü: Her duygu, belli bir denge ile yaşandığında anlam ve güzelliğini buluyor bence. Aşk, çok yüksek ve coşkulu bir sevme hali. Özelliği de burada aslında. Ama onun da kontrolünü bir denge halinde tutamadığımızda büyüsü bozuluyor. Aşırıya kaçan hislerin varoluş amacından sapıp negatif etkiler doğurduğunu düşünüyorum. Bazı duygular belirli piklerde yaşanırken insan farkındalığını ve bilincini kaybetmemeli. Bu anlamda aşk için vazgeçeceklerimin beni ben yapan şeylerden götürmemesi, beni eksiltmemesi gerek. Aksi halde benliğim kaybolur; bu da mutluluk getirmez. Bir şeylerden vazgeçerken bunun artı eksilerini ve sonuçlarını öngörmemiz gerek. Yapılan fedakarlıklar bence bu şekilde anlam ifade eder ancak. 

E: Aşk engel tanır mı? Mesafeler aşkı bitirir mi? 

Ela Yörüklü: Bence aşk zaten her koşulda sevebilmek adına duyguların yoğunlaştığı bir güç getirir insana. Zor şartlara ya da imkansızlıklara rağmen engelleri aşma cesareti verir. Dolayısıyla bana göre aşk engel tanımaz. Aynı bakış açısıyla, gerçek bir aşk için mesafeler de bitirici olmamalı. Kaç kilometre böyle bir güce sahip olabilir ki? İlişkideki heyecanı yaşama biçimi, o ilişkinin dinamiğine göre değişip taze tutulabilir. İlişkinin ruhunu yanında hissettiğinde mesafelerin bir önemi olmaz. Bu yüzden mesafeler aşkı bitirmez, bahaneler aşkı bitirir. Esas mesele kalplere mesafe girmemesi. Aidiyet hissi öylece kaybolmaz. Sevdiğin ve sevildiğin yer, senin evindir. 

E: Fazla naz aşık usandırır mı? 

Ela Yörüklü: Aslında naz yapmak, birbirini seven iki insan için doğal gelişen bir eylem bence. İlişkinin çocuksu ve yumuşak bir tarafından çıktığını düşünüyorum. Belli ölçüde yapıldığında sevimli ve nahif bir tavrı var. Karşılıklı sevgi duyan iki insan, dozajı aşılmadığı sürece birbirinin nazını çeker, çok görmez. Ama bunun da süresi ve dengesi önemli. Uzatılan şeyin anlamı evrilebilir ve can sıkıcı bir hal alır. Bu yüzden fazla naz aşık usandırır. Her şey tadında kalabilmeli. 

E: Aşkın kaderle bir bağlantısı olduğunu düşünüyor musun? 

Ela Yörüklü: Kaderle ilgili çok yorum yapamıyorum ama evrenin bizim için daima bir planı olduğunu düşünüyorum. Evren bizimle birlikte hareket ediyor. Hayatımızdaki her şeyi kendimize biz çekiyor ya da itiyoruz. Bu anlamda kişi için en güzel şeyler, kalbini tümüyle açan ve dileyen herkesi en doğru zamanda bulacaktır. 

E: Çok uzun süren sıradan bir aşkı mı yoksa kısa sürse de olağanüstü bir aşkı mı tercih ederdin? 

Ela Yörüklü:“Aşkın olduğu yerde hiçbir şey can sıkıcı ve sıradan değildir.” diye bir söz anımsıyorum. Sıradan olsa adı aşk olmaz herhalde. Aşkın çok yüksek duygular beslediğini düşünüyorum. O yüzden kafamda sıradan bir karşılığı oluşmuyor. Zaten birini sevmek şu hayatta başımıza gelen en olağanüstü şey. Bu duyguyu doya doya, her anını tutku ve heyecanla yaşamak isterim. Bir sevgi içinde var olmak ve var kalabilmek çok kıymetli bu yüzden soruyu biraz alt üst ederek, zamansız ve olağanüstü bir aşkı tercih ediyorum. 

E:Evlilik hakkında ne düşünüyorsun? Sence evlilik aşkı öldürür mü? 

Ela Yörüklü: Evlilikle ilgili yaş, konum, zaman gibi sabit görüşlerim yok ama gerçekten kişinin bir yeterli olma hali olduğuna inanıyorum. Elbette hayatın kime ne zaman ne göstereceği bilinmez; bana gelmekte olan güzelliklere kapılarım daima açık. Fakat kişinin kendini tanıma süreci, içsel gelişimi, bilinç seviyesi, hayata tutunduğu belli dalları oturmadan bu kararın yanıltıcı olabileceğini düşünüyorum. Ben kendi hayat yolcuğumun şu döneminde henüz kendimi keşfetmeye ve geliştirmeye ihtiyaç duyuyorum. Dilerim benim için en uygun zamanda, bütün fırsat ve güzellikleri ile hayatıma girer. Bence evlilik aşkı öldürmez. Evlenince yitirilen duyguları aşka dayandırmak yanlış bir inanış. Flört döneminde, ilk görüşmelerde duyduğumuz heyecanın kalıcı olmasını doğal olarak bekleyemeyiz. Fakat tanıdığımız, güvendiğimiz, uzun yılları paylaşacağımız insanla her gün yeni bir yolculuğa başlayacak olmak bambaşka bir heyecan bence. Birbirleriyle iletişim kurmayan, birbirine zamanı ayırmayı ilişkisine hak görmeyen evlilikler zaten ölüdür. Evlilik aşkı öldürmez ancak birbirini sevmeyen, saymayan, ihanet eden, yalan söyleyen, psikolojik şiddet uygulayan ve benzeri ilişki istismarına yol açan her etken, evliliği ve tüm ilişkileri öldürür. Saygı ve sevgi bağını koruyan, evlilikteki rol ve sorumluluklarını yerine getiren ilişkiler her zaman canlı kalır ve hiçbir koşulda duygu ölümü yaşamaz.

/MOODBOARDMAGS/

 

@elayoruklu

Fotoğraf:  Yiğit Danacı @yigitdanaci

Styling: Ela Bahçeci @elaa_stylee

Makyaj: Nihal Dinç @nihaldincc

Saç:  Ramazan Batak @ramazan_batak @ahmetcobani

Fotoğraf Asistanı: Gülçin Sevgilice @gulcinsevgilicee

Styling Asistanı: Zeynep Köken @zeynettinkoken

Röportaj: Akın Özışık @akin.ozisik

Mekan: Mest Otel @hotelmest

PR: Büşra Bozok Aytek @busrabozokaytek