DİDEM BALÇIN RÖPORTAJI

E: Şu an önemli bir dönem dizisi “Kuruluş Osman”da rol alıyorsun. Bir yandan da tiyatro devam ediyor. Ikisi bir arada nasıl gidiyor?

Didem Balçın: Benim meslek hayatım başladığından beri bu böyle açıkçası. Ben bu yoğunluğa hep istekle ve arzuyla evet dedim. Tiyatromu kabul etmeyen diziye teşekkür ettim. Beni böyle kabul eden projelerle çalıştım hep. Çünkü önemli olan sizin bu yoğunlukta ki performansınız. Ben fazla disiplinli bir insanım iş hayatımda. Hem tiyatro hem dizi yaparken gerekirse 3 saat uyur ama enerjimi iki tarafa da doğru aktarmayı hedeflerim. İyi odaklanırım. Herkes uzaktan nasıl bu kadar yoğunluğa dayanıyorsun der. Benim içinse bu yaşam biçimim olmazsa olmazım. Doğru odaklanır ve bedeninizi ruhunuzu doğru bir şekilde disipline ederseniz hayatınızda her şeye yeterli enerjiyi verirsiniz. Zaten ben başarımı tiyatrodan asla kopmamaya da bağlıyorum. Zamanlar yüzünden oyuncuların tiyatro yapmasına karşı olan şirketlere de hak veriyorum. Zamanla yarışıyoruz. Ama bu iki tarafın doğru dengesine bağlı. Ve tekrar söylüyorum tiyatro yapan (gerçekten yapan) oyuncu sette de tadından yenmez 🙂 Disiplin ve oyunculuğuyla arayı kapatır.

E: Günümüz döneminden çıkıp hırslı bir kadın olan Selcan Hatun’u canlandırmak zor olmuyor mu?

Didem Balçın: Öyle büyük bir şans ki bu rol benim için. Bozdağ yapımın bu projesi zaten dünya çapında imzasını attı. Zaten içinde olmak çok değerli. Ama diğer oyunculardan farklı olarak benim şansım bu uzun yolda hep olmam ve aşamaları gerçekten yaşamam. Selcan büyürken bende büyüdüm. Bu uzun yolda karakteri beraber çıkarttık. Artık o benim parçam. O dönemi çok araştırdım ve Selcan’ın her sahnede neyi neden yaptığını çok düşündüm. Hala zorlayıcı ve çalışmak gerektiriyor ama keyfi anlatılmaz. Çok özel bir rol.


E: Selcan Hatun ile benzer yönleriniz var mı?

Didem Balçın: 6 sene önce Diriliş Ertuğrul başladığında ki Selcan Hatun’la açıkçası hiçbir benzer yönüm yoktu. Ama 6 sene geçti , Selcan çok yollardan geçti. Yine karakter olarak çok fazla benzer yönümüz olmasa da bir yönümüz var ki çok ortak. O da ben de insanları iyi analiz etmeyi öğrendik. Ne yazık ki güvenmek için çok sabırla bekliyoruz ikimizde. Ve güvenirsek sonuna kadar yanında oluyoruz karşımızdakinin.

 

E: Hayatındaki dönüm noktan nedir?

Didem Balçın: Bugüne kadar bu sorunun cevabı benim için hep 6 yaşında TRT Ankara radyosunun sınavlarını kazanmaktı. Çünkü bugün oyuncuysam ve bu meslek benim akan kanımsa bu ilk sınavı kazanmam da dönüm noktamdı. Şimdi ikinci dönüm noktam evliliğim. Hayalimdeki , ailemde gördüğüm evliliği gerçekleştirdim. Can benim “ iyi kim “… Nazarlardan korusun diye dua ettiğim dönüm noktam.

E: Hayatındaki ‘En’lerini sorsak? En sevdiğin yemek? En sevdiğin koku? En tahammül edemediğin? En çok huzur veren yer? Vb.

Didem Balçın: En sevdiğim yemek : Anne köftesi (annemin köftesi )
En sevdiğim koku: Alien
Kan bağı olmadan en ailem olan: Çağatay Öztürk
En sevdiğim bakım merkezi :Bouquetbeautylab
En çok soru sorduğum doktor: Alpaslan Topçu
En sevdiğim mekan: Rustique Mutfak
En iyi psikoterapist : Çağatay Öztürk
En sevdiğim mevsim : Yaz
Bu aralar en beğendiğim kitap: Pia Mater
En mutlu olduğum mekan : DasDas
En huzur veren : Eşim Can Aydın
En tahammül edemediğim : Yalanını farkettiğim insanlar
En korktuğum şey: Sevdiklerimin zarar görmesi
En oynamayı sevdiğim karakterim: Selcan Hatun
En eğlendiğim film: Çakallarla Dans
En iyi ki dediğim ortağım: Mert Fırat
En sevdiğim oyun: Joseph K.
En mutlu olduğum oyun: Ben Varım

 

E: Pandemi sürecinde evlenmeye nasıl karar verdiniz? Sizi korkutmadı mı? Evlilik nasıl gidiyor?


Didem Balçın:
Aksine… Bu süreçte düğün yapma hayali kurmak bize biraz fazla acımasız geldi. Tek istediğimiz evimizde aile olmaktı. Bu sürecin geçmesini bekleseydik evlenmek için, şimdi hala evli olmazdık. Planlarımız zaten Haziran ayında evlenmekti. Nisan’da bunu hayal ettiğimiz gibi yapamayacağımızı anlayınca olabilecek minimum organizasyonla evlendik. Sevdiklerimiz  Zoom’dan bizi seyrettiler. Sadece ailemiz ve şahitlerimiz yanımızda oldu. Ablamın mekanı Rustique mutfak uğurumuz ve şansımız oldu. Kardeşim gibi sevdiğim dostlarım sabah eve geldi, bizi bereket dualarıyla uğurladı. Unutulmayacak bir gün yaşadık. Önemli olan tek şeyin bir kez daha sevgi olduğunu görmüş olduk. Çok az kişiyle beraber olmamıza rağmen her türlü tedbiri aldık. Çünkü ailelerimiz de o gün izinle bir saatliğine dışarı çıkmıştı. Şimdi 2 ay geçti ve ben geriye baktığımda “İyi ki” diyorum.

E: Pandemi süreci  tv dizileri, tiyatro, sinema vb üzerine etkisi nasıl olur sence?

Didem Balçın: Yeterince etkisini gördük bana kalırsa. Tüm sektörler etkilendi ama seyircinin yakın temasta olduğu tiyatro ve sinema salonları en çok etkilenen sektör oldu diyebiliriz. Setler de ağır darbeler aldı, müzisyenler de. Sanat çok etkilendi. Tüm dünyada oldu bu etki. Tabi ki sanat üretmekle başladığı için herkes yeni dünya düzeni için üretmeye başladı. Konserler online platformda yayınlandı. Filmler televizyon kutularından seyirciye ulaştı. Eski diziler tekrar yayına girdi. En fazla etkilenen tiyatro bana göre. Çünkü tiyatroyu bir ekranda izlemek zaten yüzde elli etkisini azaltan bir durum. Dünyada bir çok oyun yayına açıldı. Seyirciler için bulunmaz fırsat olsa da yüreği sızlatan bir durumdu. Benim yüreğim sızladı bir ekrandan o mükemmel prodüksiyonları izlerken. Maddi manevi pandemiden etkilenen sektörler için bir çok proje geliştirildi bu güzel olan tarafı bana göre. Sanat birlikte güzel. Tiyatro sinema seyirciyle güzel. “Bizde yerin ayrı” projesiyle seyirciye çağrıda bulunduk. Yine salonlarda oyunlarda buluşacağız haydi biletini önceden al ve sende sevdiğin sanata destek ol diye. İnsanlar kapalı gişe oynayan oyunlara ileriki tarihlere bilet alma imkanı kazandı. Sektöre de biraz nefes aldırmış olduk. 100 ünlü 100 şiir okudu. Dayanışmanın 100 şiiri projesi set çalışanlarının bu süreçteki mağduriyeti için bir nefes oldu. Biz Dasdas olarak hepsinde destekçi olduk. Tiyatro kooperatifi hala çok iyi çalışıyor. İhtiyaç haritası da inanılmaz atılımlar yapıyor bu süreçte. Tek tek anlattım ki hala süreç devam ediyor ve belki de edecek. Dünya olarak yapılacak en iyi şey gözümüz kulağımız açık bir şekilde dünyamızı pandemi sürecinden en az hasarlı şekilde kurtarmak ve sonrasında da korumak. Bir kişinin bile desteği çok önemli unutmayın.

 

E: Günlük hayatında dizi seti veya tiyatro olmadığı günlerde vaktini nasıl değerlendirirsin?

Didem Balçın: Dolu olsam da olmasam da kendime zaman yaratmaya özen gösteriyorum. Eşimle bir film ya da dizi seyretmek , sevdiğimiz bir mekana gidip arkadaşlarımızla olmak onunla geçirdiğim vakitler. Yalnızken yapmaktan en hoşlandığım şeyse yoğun set döneminde yapamadığım güzellik ve bakım ritüellerim. Yürüyüş, yoga, meditasyon tarzı beni rahatlatan aktiviteler oluyor. Bir de organik olan her şeye karşı ilgim var. Kendi bakım ürünlerimi yapıyorum. Her şey doğal. Cilt bakımım kaş-kirpik yağım .Saçım için doğal şeyler geliştiriyorum. Tüm bunları yaparak kendimi, boş bir pili şarj ediyorum diyebiliriz. Pil tekrar dolduğunda aklıma yeni bir fikir geliyor ve üretmek için heyecan duyuyorum. Bunu kiminle yapabiliriz diye düşünüp sonra tekrar yoğunluğa giriyorum. Yani yine yoğun oluyorum. Beni de motive eden bu 🙂


E: Bu ay mood’umuz #summermood ; peki yaz senin için ne ifade ediyor?

Didem Balçın: Yaz benim için heyecan, mutluluk… Sebepsiz yere mutlu olmak gibi. Aşıkken karnındaki karıncalanma etkisi, hafif esintili bir yaz günü de aynı etkiyi hissettiriyor vücuduma. Yaz benim için tekrar umutla bakabilmek hayata. Evet ben tam bir yaz insanıyım 🙂

 

Didem Balçın’ı takip etmek isterseniz Instagram hesabı: @didembalcin

 

Fotoğraf: Serhat Hayri 

Styling & Prodüksiyon & Röportaj: Irmak Özdener 

Makyaj & Saç: Mesut Özuzun 

Video: Ziya Kino 

Fotoğraf Asist: Uğur Sarıduran & Burak Elmalı

“Hypnos” isimli tekne sahibi Kaptan Ferhat Süer’e çok teşekkürler.