CANLANDIRAN CAZİBE

Şimdi öyle bir trend var ki hiçbir yere gidemiyorken eve eğlenceyi getirmek üzerine bir yükseliş. Belki açlık, belki ihtiyaç, belki monotonluğu kırmak için. ‘Sosyalleşme ekranları’ arası bir gösteri sanki; gidilemeyen partiler ve sanat gösterilerini eve getirmiş gibi. Biraz teatral aynı zamanda. Gelecek kış için beklenen bir trenddi bu; barok veya gotik saray kostümlerini andıran kabarık elbiseler ve eteklerden oluşan daha çok jakarlı kumaşlardan. Şimdi ortaya çıkan ise daha çok ‘canlandırıcı cazibe’ gibi.

Belki içinde bulunduğumuz duruma hoşgörülü bir yaklaşım. Belki daha hafif ve geçirgen hissettiriyor. Kim hoşlanmadığı bir durumun içinde hapsolmak ister ki?

Podyumlardan kaydettiğimiz -özellikle siyah- görüntüler çok dramatik değil mi ?

Bu size de iyi bildiğimiz bir öyküyü çağrıştırıyor mu ?

Yaşadığı tüm acılara ve resimlerinde anlattığı korkunç sahnelere rağmen görünüşü capcanlı Frida. Hiçbir zaman hayata bağlılığını ve coşkusunu kaybetmeyen, ölümünden önceki gün son resmine ‘viva la vida: canlı hayat diyen bir sanatçı. Hayata bağlanma ihtiyacı ne kadar yüksekse dışavurum da o kadar yüksek oluyor.

‘Canlandırıcı cazibe’ kavramının kişisel dışavurumu ve uygulanabilirliği kişiye göre değişeceğinden, MollyGoddart tüllerinden mi yoksa Simone Rocha t-shirtlerinden mi ilham alırsınız size kalmış 🙂

Hamiyet Aktaş