AYTEN SOYKÖK RÖPORTAJI

E: Ayten’i senden dinleyelim mi?

Ayten Soykök: Ankara doğumluyum, Tiyatro ile Keçiören halk eğim kurslarında tanıştım. Daha sonra Altındağ Belediye Tiyatrosunda devam ettim. Sonra artık mesleğim olmasına kara verdiğim ve hazırlanmaya başladım.
Şanslıydım ki Müjdat Gezen Sanat Merkezi Tiyatro bölümünü kazandım. Böylelikle İstanbul ve Msm
hayatına adım atmış oldum. Msm de şahane bir dört yıldan sonra Profesyonel hayata adım attım. Hocalarımın üzerimde çok emeği var. Müjdat hoca, Mustafa Alabora, Rahmetli Savaş Dinçel, Engin Alkan ve saymakla bitmeyecek çok kıymetli hocalarıma minnettarım ve her zaman da öyle olacak. Mesleğime hala aynı tutku ile bağlıyım. Zorluklarına rağmen mesleğim benim her şeyim. Kendimi gerçekleştirdiğim bir alan. Dilerim herkes sevdiği işi yapma fırsatı yakalar.

E: Cam tavanlar dizisi senin için nasıl bir serüven oldu?

Ayten Soykök: Heyecanla başladık. Yönetmenimiz Fehmi Öztürk ile daha önce Lale Devrinde çalışmıştık. O zaman yönetmen yardımcısıydı. Tabii arada on yıl geçti. On yıl sonra onu yönetmen koltuğunda görmek beni  çok heyecanlandırdı ve çok hoşuma gitti. Tekrar çalışmak isterim. Ekibimiz çok iyiydi. Daha önce çalışma fırsatımın olmadığı bir çok meslektaşımla tanıştım ve hepsini çok  sevdim. Yapım şirketimiz de çok iyiydi.

E: Aşk desek?

Ayten Soykök: Aşk herkesin kendi özeli ve öyle kalmalı. Aşk iki kişinin kurduğu bir dünya. Sadece o ikilinin bileceği kodları olan bir bilinmez şahane bir şey.

E: Son zamanlarda neler sana keyif veriyor, moodunu yükseltmek yöntemin nedir?

Ayten Soykök: Pilates, yüzme bana çok iyi geliyor. Bir taraftan şan dersi alıyorum. Kelime hazinemi dinamik tutmak için her gün bir şekilde Türkçe sözlük bakıyorum. Bildiğim ama kullanmadığım kelimeleri günlük hayatımda kullanmaya çalışıyorum. Bu çok eğlenceli ve motive edici oluyor benim için. Yanında kendimi iyi hissettiğim arkadaşlarımla vakit geçiriyorum. Arkadaşlarım benim için çok kıymetli onlara bayılıyorum.

E: Oyuncu olmaya nasıl karar verdin?

Ayten Soykök: Başta pek ilgimi çekmedi. Mimar olmak istiyorum. Arkadaşımın ısrarı ile bir gün amatör bir tiyatronun seçmelerine katıldım. Orada beni ikna ettiler. Denedim çok ama çok sevdim. Tabi başta bu kadar meşakkatli olduğunu düşünmemiştim. Zor bir meslek. Gerçekten sevmeden bu mesleğe devam etmek çok zor. Anlatılmaz yaşanır türden, mesleğime resmen aşık oldum diyebilirim.

E: Senin için aşkın tanımı nedir?

İki kişinin kalplerini birbirine emanet etmesi. İyi ki aşk diye bir şey var. Tabii ki karşılıklı olması şartıyla. Diğeri bana göre değil sonuçta kalbini emanet ediyorsun onun değerini bilecek biri olmalı. Aksi takdirde çoktan yola çıkmış bir trene binmeye çalışan sonunda binemeyip birilerinin trene baktığı gibi bakakalırsın. Ben bakan değil trenin içinde olmayı tercih edenlerdenim.

Foto: Emre Yunusoğlu
Styling: Gökçe Kerimoğlu
Saç makyaj: Kardelen Karaytu