ALİ BURAK CEYLAN RÖPORTAJI

E: İlk önce güreş daha sonra binicilik sporu derken seni oyunculuğa yönlendiren şey neydi?

Ali Burak Ceylan: Ömür, yaşam çizgisi üzerindeki kader duraklarının bütününün oluşturduğu yol… Kısaca kader diyebiliriz. Kader başına gelen kaçınılmaz durumlar. Bunu durumları nasıl değerlendireceğin ise kişinin iradesine kalmış. Oyunculukta bu duraklardan bir tanesiydi. Daha önceki sosyal uğraşlarımın hepsi, yoğun mental güç ve her anlamıyla iletişim gerektiren aktiviteler ya da süreçlerdi. Ve sanırım insan bildiğini ve öğrendiğini aktardıkça, tecrübe haznesini boşaltıyor, boşalan hazneyi doldurmak için de yeni serüvenlere yelken açıyor. Oyunculuk bir serüven gibi gözükebilir, ama canlandırdığın her karakter oyunculuk başlığı altında başka bir serüvenler, başka bir hikayeler, başka duygular ve hisler… Ve oyuncu olarak derdimiz anlatmak. Anlatmak; hazneyi boşaltmak ve yeni bir karakter ile tekrardan doldurmak. Her zaman dediğim gibi, oyuncular tek insan doğar ama çok insan olarak ölürler. Bunun bilincini idrak ettiğinizde, sanırım bunun için oyunculuk diyebilirim. Kabuğuna sığamayanlara…

E: Oyuncu olmak hayatının merkezinde mi, yoksa başka bir alternatifin daha var mı?

Ali Burak Ceylan: Bir gün Allah göstermesin bir kaza sonucu uzuvlarımdan birisini kaybedersem; ya da herhangi bir sağlık durumundan ötürü, isteyerek ya da istemeyerek oyunculuğu bırakırsam…

Bence suni ya da travmatik sebeplerden dolayı uzaklaşma ihtimali olan hiçbir şeyi insan merkezine koymamalı, onun için yaşamamalı. Evet oyunculuk benim için nefes alabildiğim, kendimi Ali Burak diye adlandırdığım o canlı gibi hissettiriyor. Ama benim için, oyunculuğun içine sakladığım o dava değişilmez, oyunculuk bu davaya beni taşıyan bir araç… Anlatmak, hak verdirmek, yadırgatmamak ve kınatmamak… Herkesin dinlenmeye ve sevilmeye değer olduğunu gösterebilmek. Varsa insanlık ve bizim uydurduğumuz uyum yasanlarına zıt bir tavrı; yok etmek yerine düzeltebileceğimizi göstermek. Oynadığım karakterlerin içindeki dava benim merkezim. Beni bu merkeze götürecek her şey de benim aracım… Oyunculuk, yapımcılık, spor ve niceleri… İnsanın bir davası olması. Pilavcı da olsa, doktor da olsa, ev hanımı da olsa ve tabi ki oyuncu da olsa…

E: Asla oynamam dediğin ya da oynamaktan keyif almadığın bir rol var mı?

Ali Burak Ceylan: Sanırım sosyal ve kültürel sebeplerden ötürü sıkılırım, yorulurum ama bir şekilde bana emanet edilen karaktere gömülür, yumar gözümü oynarım.

Bir keresinde Mustafa Kemal Atatürk’ü canlandırmıştım. Her oyuncunun canlandırmak istediği bir karakterdir. İşi teslim aldığımda adını koyamadığım bir duygu hissettim. Mustafa Kemal’in gerçek yaşantının ağırlığı altında ezildim. Bu kimsenin bilmediği ama oyuncunun o an kendi hissettiği özel, yüksek, yerine göre mahcup edici bir duygu. Beni bayağı yormuştu.

 

E: Hayatında olmazsa olmaz dediğin 3 şey nedir?

Ali Burak Ceylan: Ailem ,ülkem, sağlığım, dostlarım bunları hiç yazmıyorum bile bunlar baki… Deniz, yazmak, gezmelerim…

E: Hayatında olmasa da olur dediğin 3 şey nedir?

Ali Burak Ceylan:

1- Her türlü lüksüm

2- Ailemden uzakta kalacaksam evim

3- Davası kalmadıysa oyunculuğum

 

E: Bizim en fresh rengimiz ve aynı zamanda Pantone’un trend olarak belirlediği renk mavi. Peki senin en fresh rengin ?

Ali Burak Ceylan: Kesinlikle beyaz.

E: Bu ay ki moodumuz #freshmood.

– En fresh hissettiğin an?

Ali Burak Ceylan: Söylemeyeden şarkı söylerken 🙂

– En fresh kokun? 

Ali Burak Ceylan: Newyork amber

– En fresh hissi veren bakım ürünün?

Ali Burak Ceylan: Sen yaz lütfen öyle bir ürünüm yok 🙂

– En fresh hissettiğin giysin/kombinin?

Ali Burak Ceylan: Kot, beyaz t-shirt ve deri bilek bot

 

Ali Burak Ceylan’ı takip etmek isterseniz Instagram hesabı: @aliburakceylan

Fotoğraf: Emre Kapçak

Styling: Soner Boyraz

Makyaj & Saç: Fatih Çalık     

Prodüksiyon: Irmak Özdener